Jean-Paul Sartre – Varoluşçuluk Bir Hümanizmdir

Dostoyevsky şöyle yazmıştı: “Şayet tanrı olmasaydı, her şey mübah olurdu”; ve varoluşçuluk için hareket noktası  budur. Şayet tanrı yok ise, davranışlarımızı meşrulaştırabilecek değerlere veya buyruklara da sahip değiliz. Dolayısıyla, ne önümüzde, ne ardımızda, aydınlık bir değerler alanı, meşrulaştırma veya mazur gösterme vasıtaları vardır. Mazeretsiz, özürsüz bir başımıza terkedilmiş haldeyiz. İnsan özgür olmaya mahkumdur. Mahkumdur, çünkü, kendisini yaratmadığı için, ama yine de serbesti içinde olduğundan ve bu dünyaya fırlatıldığı andan itibaren yaptığı her şeyden sorumlu olduğu için.

Varoluşçu tutkunun gücüne inanmaz. Hiçbir zaman büyük bir tutkuyu, insanın tıpkı kaderle olduğu gibi, önüne geçilmez bir şekilde belli eylemlere sürüklendiği taşkın bir sel olarak görmez. O insanın tutkusundan sorumlu olduğunu düşünür. Bir varoluşçu bir insanın yeryüzünde yolunu bulması için önüne lütfedillip bırakılmış bir işaretten yardım bulacağını da düşünmez: çünkü o insanın nasıl seçiyorsa işareti de kendi yorumlayacağını düşünür. Her türden hiçbir yardım ya da dayanak olmaksızın her insanın her an insanı bulmaya, keşfetmeye mahkum olduğunu düşünür.

Varoluşçuluk bir sekincilik felsefesi olarak kabul edilemez, çünkü o insanı yapıp ettikleriyle tanımlıyor; varoluşçuluk kötümser bir insan tasviri olarak da görülemez, çünkü hiçbir öğreti daha iyimser olamaz, insanın kaderi insanın kendisine bırakılır. İnsanı eylemekten alıkoymaya, onun cesaretini kırmaya dönük bir teşebbüs de değildir, çünkü varoluşçuluk insana der ki, yapıp edeceklerinin dışında bir başka hiçbir şeyde umut yok, insanın yaşamasına izin verecek bir şey varsa, bu da onun yapıp edecekleridir.

Kendisini bir gerçeğe sıkı sıkıya bağlamayan herhangi bir olasılıklar öğretisi hiçlikte kaybolur gider. Muhtemel olanı tanımlamak için gerçeğe sahip olmak gerekir.

“Sizin değerleriniz ciddi değil, çünkü onları siz kendiniz seçiyorsunuz.” Bunun için sadece şunu söyleyebilirim: “Böyle olmasına bende üzgünüm; fakat Baba Tanrı’yı dışladığımda, değerleri icat etmesi gereken birisinin bulunması gerekir.” Şeyleri gerçekte nasılsalar o şekilde kabul etmeliyiz. Ve ayrıca değerleri biz icat ediyoruz demek, şundan ne eksik ne fazla bir şey demektir; hayatta hiçbir anlamda önceden belirleniş yoktur. Hayat yaşanıncaya dek hiçbir şeydir; fakat onu anlamlandırmak size düşen bir iştir, ve onun değeri sizin seçtiğiniz anlamdan başka bir şey değildir.

Hümanizm sözcüğünün birbirinden oldukça farklı iki anlamı vardır. Bir tarafından bakıldığında, hümanizm sözcüğünden insanı kendinde amaç olarak yücelten ve onu yüce bir değer olarak savunan bir teori anlaşılabilir. Bu, belli insanların en seçkin eylemlerine göre insana değer atfedilebileceğinin kabul edilmesi demektir. Bir insanın, insan üzerine böyle bir yargıda bulunması kabul edilemezdir. Varoluşçuluk bu türden her türlü yargıya karşı kapılarını kapar: bir varoluşçu insanı asla kendinde amaç olarak düşünmez, çünkü insan daha belirlenecektir.

Fakat sözcüğün bir başka anlamı daha vardır ve bu onun temel anlamıdır: İnsan her zaman kendisinin dışındadır: o kendisini kendisinin ötesine fırlatarak ve orada kaybederek insanı var kılar, ve diğer taraftan böyle aşkın hedefleri takip ederek de kendisini var kılabilir. İnsan böyle kendi kendini aşma olduğundan, ve sadece kendi kendini aşma ile ilişki içerisinde kavrayabileceğinden onun kendisi kendi aşkınlığının merkezi ve nirengi noktasıdır. Demek oluyor ki, insan evreninin, insani öznelliğin dünyası dışında başka bir evren yoktur. İnsanı kurucu vasfıyla aşkınlığın öznellikle bu ilişkisine, işte buna varoluşçu hümanizm diyoruz. Bu hümanizmdir, çünkü bi insana kendisi dışında hiçbir yasa koyucunun olmadığını hatırlatıyoruz; bu şekilde terkedilmiş olduğundan, kendisini belirlemesi gerekenin yine kendisi olduğunu söylüyoruz.

Varoluşçuluk tutarlı bir ateist pozisyonu sonuna kadar götürme çabasından başka bir şey değildir.

Yayınlandı: on Kasım 27, 2010 at 21:54  Yorum yapın  

Bu yazının geri izlemesini yapmak için URI: http://cashkorkmaz.wordpress.com/2010/11/27/jean-paul-sartre-varolusculuk-bir-humanizmdir/trackback/

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.